TORABALI KARAOT KÖYÜ DÜNYAYI KURTARMAYA ÇALIŞIYOR…

Torbalı’ya bağlı Karaot Köyü’nde 12 yıl önce kurulan Karaot Tohum Derneği, Türkiye’de çiftçiler tarafından kurulan ilk dernek olma özelliğine sahip. Dernek, yerel tohumları yaşatmaya çalışıyor

TORABALI KARAOT KÖYÜ DÜNYAYI KURTARMAYA ÇALIŞIYOR…
16 Aralık 2017 Cumartesi 12:23

12 yıl önce Torbalı’nın Karaot Köyü’nde kurulmuş olan Karaot Tohum Derneği Türkiye’de bir ilki yaşatıyor. Dernek çiftçiler tarafından kurulan ve yerel tohumu destekleyip, takas etkinlikleriyle yerel tohumu yaşatan ilk dernek. Dernek üyeleri köy köy dolaşarak halkı bilinçlendirdi ve köy halkı ile yaptıkları araştırmalar sonucu 50 tohum çeşidini keşfetti. ‘Yerel tohumlar yaşasın, çoğalsın, sağlık, çevre, köylü, tüketici korunsun, yerel tohumunu getir değişelim’ sloganı ile hazırlanan ve 7.’si düzenlenen takas etkinlikleriyle de zamanla yok olmaya yüz tutmuş tohumlar ve onlara emek veren çiftçiler tekrardan canlandırılmaya çalışılıyor. Dernek tarafından aracısız üretici-tüketici modeli için yola çıkan ‘Mevsim Kutusu’ sitesi de kuruldu. Mevsim kutusu ile yüzde yüz geleneksel tarım ve yerli tohumlarla unutulan tatlar yeniden gün yüzüne çıkarılıyor. Gönüllü üyelerin bunca çabaya rağmen en büyük sıkıntısı ise GDO’lu ürünlerin hala varlığını sürdürüyor olması ve keşfedilen yeni tohumların rantçı kişiler tarafından ticari kaygı güdülerek telef edilmesi.

.

BİR BELGESEL HİKAYESİ

2007 yılında kurulan Karaot Köyü Tohum Derneği birçok ilke imza attı. Kurulduğu yıllarda 7 üye sayısı olan dernek, kısa zamanda üye sayısını neredeyse 60’a yükselterek önemli işlere öncülük etti. Yaşar Özcan, Hüsnü Uyar, Turgut Bolsoy, Cevdet Önder, Bahri Uyar, Arif Şen ve Feray Karapınar’ın önderliğinde kurulan Karaot Köyü Tohum Derneği Türkiye’nin ilk ve tek ücretsiz yerli tohum veren ve takas eden derneği olma özelliğini taşıyor. 5 yıllık çalışma sonucunda temelleri atılan dernek köy köy dolaşarak yerli tohum kullanımında ve kaybolan yerli tohumlar hakkında halkı bilinçlendiriyor. Dünyanın birçok yerinden katılımcıların yer aldığı ‘Yerli Tohum Etkinliği’ni düzenleyerek dikkat çeken dernek, ülkedeki yerli tohum derneklerinin kurulmasına öncülük etme özelliğini de taşıyor. Feray Karapınar’ın bu çalışmayı başlatmasının temelinde ise, “Mezopotamya topraklarında bulunan, 150 karpuz çeşidinden, bugüne sadece 30 tanesi kalmıştır. Tohumlar git gide yok olmaktadır” temalı bir belgesel izlemesi yatıyor.

“AB FONU ALMIYORUZ”

Gelin izlediği bir belgesel sonucu hayatını ve kendiyle beraber birçok insanın yaşamını değiştiren Feray Karapınar’ı tanıyalım. Gazetemize özel konuşan Karaot Tohum Derneği Kurucu Üyesi Feray Karapınar hiçbir AB fonu ve ticari şirket işbirliği olmadan yetiştirdikleri yerel tohuma ilişkin şöyle konuştu: “1975 Aydın, Koçarlı doğumluyum. 7 yıllık bir öğrenim hayatım var, orta ikiye kadar okudum. 7. sınıftan sonra önce bir terzinin yanında, sonra tekstil atölyelerinde çalışmaya başladım. Yaklaşık 11 yıl önce yerel tohumlarla ilgili bir televizyon programı izledim ve yerel tohumların yok olmasıyla ilgili çalışmalara başladım. Karaot Tohum Derneğinin kuruluşunda rol aldım ve aslında anlamlandırdığım hayatım ondan sonra başladı. 11 yıl boyunca köylerde geziler yaparak, yerel tohumların önemi, toprak, su ve hava kullanımı konusunda çalışmalar yaptık. Tohumların bulunarak çoğaltılması ve tekrar üreticilere dağıtılması ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Dernek olarak AB fonu kullanmıyoruz. Ticari şirketlerle işbirliği yapmıyoruz. Çiftçi kurumlarının, çiftçi örgütlerinin, kendi öz güçlerini kullanarak daha uzun ve sürdürülebilir tarım yapabileceklerine inandığımız için aslında bu yöntemleri tercih etmiyoruz. Çalışmalarımız bu prensipler ve planlar çerçevesinde devam etmektedir.”

50 TOHUM ÇEŞİDİ BULUNDU

İlk olarak ‘Emanetçiler Derneği’ adı altında kurulan ve daha sonra Karaot Köyü Tohum Derneği olarak faaliyetlerini sürdüren dernek üyeleri, köyleri tek tek dolaşarak yerli tohum kullanımı hakkında çiftçileri bilinçlendiriyor. Dernek kurulmadan önce uzun araştırmalar yaptıklarını ifade eden Karapınar, “Dernek kurulmadan önce köyleri dolaştık. Eskiden kullanılan ve günümüze kadar kaybolan tohum çeşitlerini tespit ettik. Her şeyi birer birer not edip, bütün bilgileri raporladık. Daha sonra derneğimizi kurmaya karar verdik” diye konuştu. Dernek kurulduktan sonra çok sancılı günler geçirdiklerini söyleyen Karapınar, “Bildiklerimizi anlatmak için köy köy dolaştık. Kimi yerde haklı kimi yerde haksız bulunduk. Halkımızı bu konuda bilgilendirdik ve sonunda amacımıza ulaştık. Kaybolmaya yüz tutmuş 50 tohum çeşidi bulduk ve bu sayı önümüzdeki dönemlerde daha da artacak” cümlelerine yer verdi.

DALGA DALGA YAYILIYOR

Türkiye’de ilk defa ücretsiz yerli tohum takası yapan dernek olma özelliğini taşıyan Karaot Köyü Tohum Derneği, oldukça geniş bir alana ulaştı. Hiçbir yerden geliri olmayan derneğin masraflarını üyesi olan ve yerli tohumu kullanmaya gönül veren akademisyenler, profesörler ve gönüllüler karşılıyor. Birçok köyde seminerler verdiklerini de ifade eden Karapınar, “Birçok köyde konferanslar düzenledik. Genetik Yapısı Değiştirilmemiş ürünler, erozyon, yanlış gübre kullanımı, toprak tahlili ile ilgili birçok kez konferanslar gerçekleştirdik. Konferanslara Ege Üniversitesi profesörleri, akademisyenler, Ziraat Mühendisleri, veteriner hekimler ve birçok çiftçi katıldı. Biz ticaret yapmıyoruz. Ücretsiz olarak halkımızla yerli tohumları takas ediyoruz. Yerli tohum kullanımına çiftçilerimizi teşvik ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Derneğin çalışmalarının ülke geneline yayıldığını ve şu anda birçok ilde yerli tohum dernekleri kurulduğunu söyleyen Karapınar, “Biz ilk adımı Karaot Köyü’nde attık. Şu anda Kars, Adapazarı, Amasya, Tekirdağ, Balıkesir başta olmak üzere daha birçok şehirde dernek açıldı. Oradaki köylüler de kendi yörelerine ait kaybolmaya yüz tutmuş yerli tohumları araştırıp bulup kullanmaya çalışıyorlar” dedi.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞ!

Bir akşam TV izlerken karpuz tohumlarının kaybolmaya yüz tuttuğuna dair belgesel izleyen ve Karaot’ta kurduğu dernek vasıtasıyla 500 köyü gezen Feray Karapınar’ın öncülük ettiği ekip, gerçekleştirdiği Tohum Takas etkinlikleriyle de büyük ses getirdi. İzmir İl Tarım Müdürlüğü, Torbalı Belediyesi, İzmir İli Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu ve Slowfood Çeşme-Alaçatı Birliği ile yerel tohumların yaşatılması için ortak çalışmalara imza atıldı. ‘Yerel tohumlar yaşasın, çoğalsın, sağlık, çevre, köylü, tüketici korunsun, yerel tohumunu getir değişelim’ sloganı ile hazırlanılan Torbalı Tohum ve Tarım Etkinliklerinde tohum takası yapılarak yerel tohum üretiminin sürdürülebilirliği hedefleniyorKaraot Köyü kadınlarını ilk kez düğün harici bu tarz etkinliklerde bir arada gördüğünü söyleyen Karapınar, kadınların da tohum üretimi anlamında önemli işlevselliği olduğuna değinerek, “Türkiye tarımsal alanda dünya ekonomisinde söz sahibi olması gerekirken bir noktada söz sahibi olamamıştır. O yüzden yapılan bu etkinlikler yerel tohumlara sahip çıkmak için önemlidir. Tarım sektörüne temelinden sahip çıkmamız gerekiyor. Yaptığımız tohum takas etkinlikleri Türkiye’de bir ilk. Bu çalışmaya sürekli belediyeler tarafından ısrarla ‘Tohum Takas Şenliği’ deniliyor. Fakat bu bir şenlik değil. Bizim insanlarımız bazı şeyleri çok fazla abartmayı seviyor. Halbuki orada çiftçinin ve tohumun değer görmesi için biz bir çalışma yapıyoruz. Bunu şenlik olarak adlandırmak ne kadar doğru” dedi.

“GELENEKSEL TARIMDAN YANAYIZ”

Dernek Başkanı Feray Karapınar, ciddi bir tarım politikasıyla 15 yıl içinde GDO’lu ürünlerin piyasadan kaldırılarak, sağlıklı tarım alanlarının yaratılabileceğini ancak bunun bazı kişi ve kurumlar tarafından yapılmak istenmediğini söyledi. GDO’lu ürünlerin insan sağlığını ciddi anlamda tehdit etmeye başladığını kaydeden Karapınar, “Bizler geleneksel tarımdan yanayız. Kapitalizmin kâr hırsı yüzünden tüm dünya zehirleniyor. İşin ilginç yanı, GDO’lu ürünleri üretenlerde bu zehirden kaçamıyor. Parasal çıkarlar yüzünden insanlar gözden çıkartılmış durumda. Buna dur demek gerekiyor. Biz bu işin bir ucundan tuttuk. Herkes bu konuda bir şeyler yapmalı” diye konuştu.

İstenmesi halinde Türkiye de 15 yıl içinde GDO’lu ürünlerin piyasadan kaldırılabileceğine dikkat çeken Karapınar, “Eğer istenirse 15 yılda Türkiye de temiz tohumlarla üretime geçilebilir. Ancak bu devlet politikası haline getirilmiyor. Çünkü ortada çok büyük paralar, rantlar var. Ne olduğunu bilmediğimiz ürünleri bize yediriyorlar” diye kaydetti.

“TÜRK VE KÜRT İNSANI TAŞ MI YESİN?”

Yerli tohumdan üretilen sağlıklı ürünlerin önümüzdeki yıllarda yeni rant kapıları açacağından duyduğu rahatsızlığı belirten Karapınar, “Şu an biz yerli tohumdan sağlıklı ürünler üretiyoruz. Bu her gün biraz daha gelişiyor. Buraya kadar çok normal görünüyor durum. Ancak tüketicinin GDO’lu ürünlere karşı tepkisi arttıkça şimdi yerli tohumdan üretim yapmaya çalışıyorlar. Bu dışarıdan bakınca iyi bir şeymiş gibi görünebilir. Ama bu üretilen ürünleri Avrupalı insanlara ya da zenginlere satmayı hedefliyorlar ve buna göre fiyat koyuyorlar. Peki ama Türkiye’de yaşayan Türk ve Kürt insanı taş mı yesin? Türkiye’de yaşayan halklar zehirlensin mi? Ölsün mü? Bu kimsenin umurunda değil. Yine para kazanmak bu alanı da kirletmek istiyorlar” cümlelerini aktardı.

Karapınar, amaçlarının daha geniş alanlara ulaşmak olduğunu vurgulayarak, genetiği değiştirilmiş ürünlerin yaratacağı tahribatı anlatmaya devam edeceklerini belirtti.

MEVSİM KUTUSU AYAĞINIZA GELİYOR

Aracı olmadan tarım ürünlerine ulaşabilmenin çokça konuşulduğu ülkemizde, bu hizmeti hem de yüzde yüz geleneksel tarımla yapan bir model var. Dünyanın en verimli tarım topraklarına sahip olan Aydın Yenipazar olmak üzere çevre ilçelerinde de üretilen sebze ve meyveler, unuttuğunuz tatları size yeniden hatırlatacak. Karaot Tohum Derneği’nin aracısız tarım ürünleri projesi olan Mevsim Kutusu her hafta 3 çeşit meyve, sebze ve salata malzemeleriyle size ulaşmayı bekliyor.

Mevsim Kutusu’nu anlatan Karapınar, “Ürünlerimizi, kargoya verdiğimiz gün olan her Pazartesi hasat ediyoruz. Salı ya da en geç Çarşamba günü Mevsim Kutusu evinize ulaşmış oluyor. Sebze ve meyvelerimizi elde dikilmiş keselerin içine ve gıdaya uygun, beyaz kâğıtlara sararak evlerinize ulaştırıyoruz. Ayrıca her hafta Çarşamba günü bir sonraki haftanın ürün listesini de Instagram ve Facebook’ta genel paylaşım olarak; mail, SMS ve WhatsApp kanalıyla da sizinle özel olarak paylaşıyoruz. Koliye konulacak sebze ve meyveler bahçelerimizdeki ürünlerimizin durumuna göre değişebiliyor. O haftanın hasadına göre hangi ürünler daha fazlaysa kolilerimizi de onlarla donatıyoruz. Kolimizin içinde 15-16 çeşit ürünümüz bulunuyor ve sebze, meyvelerimizi de her hafta siz daha farklı tatlar tadın diye mümkün olduğunca değiştirmeye çalışıyoruz” dedi (.SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER)

TORBALI’NIN KARAOT KÖYÜNE DAİR BİR GÖZLEM YAZSISI

Evliya Çelebi Karaot köyünü yazsaydı bence şöyle derdi.

“Öyle güzel, öylesine yeşil bir köy ki, huzur ve şifa için gelinir ve orada hep kalınır”

Burada gördüğünüz, dokunduğunuz, gezdiğiniz, hiçbir şey kurgulanmış, tasarlanmış, planlanmış değil,

Evleri, sokakları, bahçeleri, ormanı, ağaçları, çeşmeleri, çiçekleri ve sizi sevgiyle selamlayan, gülümseyen sakinleri…

Her şey yalın.

Karadut köyü gösterişten uzak, ancak en muhteşem mimariyi kıskandıracak güzellikte oluşmuş. Yeşille yaşamın, doğayla insanın birer tabloya dönüştüğü muhteşem bir plato.

Çam ve zeytin ağaçları, yüzlerce bitki türü Karaot köyünü çarşaf gibi örtmüş. Köy o dağın yamacında büyük bir ovaya gülümsüyor.

Mart ayının ilk haftasında bile doğa öylesine canlı ki…size Nisan tadında kokular armağan ediyor. Erimeye başlayan kar suyu dağların yamaçlarındaki papatyaları, güne erken başlamış kır çiçeklerini kokularıyla birlikte armağan ediyor.

Dağın zirvesinde kayaların arasından dans ederek, şarkılar söyleyerek gelen kar suyundan içiyoruz. Suyun yosun,çimen,çiçek,çam,onlarca kokusunu harmanlayarak kendinizi ödüllendiriyorsunuz.

Kendinizi ve sevdiklerinizi şımartmak için bence bir gününüzü Karaot köyünde geçiriniz. Sevdiklerinize kır çiçeklerinden taçlar yapabilirsiniz.

DÜNYA’DA YAŞANILACAK 10 SAĞLIKLI KÖYDEN BİRİSİ

Burası oldukça küçük bir çiftçi köyü.

Muhtar Hüseyin Önder’e mikrofonu uzatıyoruz. Köyünü şöyle anlatıyor.

“Torbalı’ya sadece 22 kilometre uzaklıktayız. Köyümüzün tarihi dokusu da vardır. En eski yerleşim birimlerinden biriyiz. 120 hanemiz bulunuyor. Son seçimlere göre 300 nüfusumuz, 256 seçmenimiz, var. Sürekli göç alıyoruz. Genelde yaşlılar köyde kalıyor. Gençlerin çoğu aş ve iş umuduyla Torbalı’ya yada İzmir’e yerleşiyorlar.

Bu köyde yaşam süresi, insan ömrü ortalama 75 ve üzeridir. Her şey doğaldır, bütün üretim organiktir. Havası,suyu,toprağı,tohumu hiçbir ürününe tarımsal ilaç yada diğer tehlikeli maddeler bulaşmamıştır. Kuşun,çiçeğin,böceğin,arının böylesine bol, doğal yaşamın bu kadar canlı olmasının nedeni de bu olmalıdır.

Bana göre Dünya’da yaşanılacak, huzur ve güven aranacak, sessizlik içinde dinlenilecek tek bir köy varsa oda Karaot köyüdür. Kendimizi Dünya’da ilk 10 arasında sayacak kadar iddialıyız.

Burada yetiştirdiğimiz bütün tarımsal ürünler, çevreyi bilenler tarafından kapışılıyor. Çünkü her şey organik. Zeytin, incir,üzüm,kavun bütün ürünlerimiz farklı ve özeldir”

KÖYÜN EN BÜYÜK SORUNU KURAKLIK…

Kış aylarında dağlarında eriyen kar sularıyla canlanan çeşmeler,dereler, yazın başlamasıyla kurmaya başlıyor. Köyün en büyük sorunu ise kuraklık. Muhtar Hüseyin Önder sözü Torbalı belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez’e getiriyor.

“Başkanımız Torbalı için çok büyük bir şans, sorunları çözmedeki kararlılığı bizim için çok ama çok önemli. Geçtiğimiz hafta köyümüzü ziyaret etti. Bizim su meselemizi de kendilerine aktardım. Bunun Devlet Su İşleri Müdürlüğü tarafından çözülmesi gerekiyor. Adnan başkanımızın bu işinde öncülüğünü yapacağına inanıyoruz”

MUHTEŞEM MANZARA

Asırlık çınar ağacının altında oturup çaylarını yudumlayan köylülerle sohbete dalıyoruz. Sohbet ilerledikçe mesafeli duruş yerini sıcaklığa, güvene, gülümsemeye bırakıyor. Köydeki yaşlıların en büyük kaygısı birgün bu köyün tamamen terk edileceğidir. Yeni nesil yaşam kalitesini artırmak için sanayi merkezlerine yerleşiyor.

Köyün yamaçlarındaki asırlık zeytin ağaçlarının, bahçelerin, bakım ve ilgi beklediğini fark ediyorsunuz. Terk edilmiş,yıkılmaya başlamış, hatta tehlike oluşturan evlerde dikkati çekiyor.

Karaot gibi köylerin yaşaması, orada ışıkların sönmemesi için Torbalı belediye başkanlığınca bir dizi sosyal sorumluluk projeleri hazırlanıyor.

Bizler köyü tarifsiz duygularla terk ederken, Nisan’ın ilk haftasında Karaot köyünde bütün gün sürecek bir piknik için sözleşiyoruz.

Sizi de bekleriz.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kamil Kara - 3 ay önce
Ben yerli tohum meraklisiyim köyünüzü internetten öğrendim derneği bizi tebrik ediyorum geleceğimiz için yerli tohuma ihtiyacımız var