ÜNİVERSİTELERİN RAPORU “BU BİNA KULLANILAMAZ”

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BİNASINDA GÖREVLİ BİN 500 ÇALIŞAN “BURADA ÖLÜM RİSKİMİZ ÇOK YÜKSEK. BİZE YENİ YER SAĞLANSIN” DİYEREK İMZA TOPLADI

ÜNİVERSİTELERİN RAPORU “BU BİNA KULLANILAMAZ”
06 Şubat 2020 Perşembe 11:26

Türkiye’de deprem riski en yüksek kentler arasında bulunan İzmir’de Büyükşehir Belediyesinde görevli bin 500 çalışan “burada ölüm riskimiz çok yüksek. bize yeni yer sağlansın” diyerek imza topladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e gönderilen 1.500 imzalı dilekçede, mevcut hizmet binasının çalışma ortamı ve depreme dayanaklık bakımından ciddi riskler içerdiği belirtiliyor.

Bir önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ‘da “deprem anında kentin en riskli binası” olarak nitelediği belediye sarayı için kısa süre önce kolon ağırlık yükünü hafifletmek amacıyla bir dizi çalışmalar yapılmıştı.

DİLEKÇE DE ÇARPICI TESPİTLER

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e gönderilen 1.500 imzalı dilekçede çarpıcı iddialarda yer alıyor. İşte o dilekçe…

“ Türkiye, depremselliği yüksek olan bir bölgede bulunmaktadır. Birinci deprem kuşağı, Doğu-Batı yönünde Kuzey Anadolu Fay Kuşağı doğrultusundadır. Ağrı, Erzurum, Erzincan, Tokat, Amasya, Bolu, Kocaeli ve Çanakkale illerimiz bu kuşakta yer alırlar. Hat, Van, Muş, Bingöl üzeriden güneye doğru Hatay'a kadar uzanmaktadır. Batı ucundan güneye inerek Manisa, İzmir, Aydın ve Denizli illerini de kapsar. Dokuzuncu derece tahrip edici depremlerden başlamak üzere onuncu derece felaket depremleri, on birinci derece afet ve on ikinci derece büyük afet depremler bu kuşakta yer almaktadır.

Depremleri önlemek olanak dışıdır. Ancak günümüzde bilinçli ve etkili yöntemler ile deprem hasarlarının azaltılması mümkün olmakta, depremler ile yaşamak zorunda olan ülkelerde bu doğrultuda büyük çabalar gösterildiği ve başarılı sonuçlar alındığı da bilinmektedir. Bu çabalardan birisi, deprem olasılığının çok yüksek olduğu fay kuşaklarında doğadaki değişimleri belirleyerek izlemek ve depremlerin öncüsü olarak yorumlayıp önceden haber alınabilmesini başarmaktır. Depremlerin oluşumu önlenemeyeceğine göre, insanlık için tek çare can kayıplarını ve hasarı azaltabilecek önlemleri almaktır.

İzmir' de 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretebilecek 13 fay hattı bulunmaktadır. Bu fay hatları güncel, aktif ve diri fay hatları olup İzmir tektonik bir fay kentidir. Ege Bölgesinde 1900 - 2012 yılları arasında 4 ve üzeri büyüklükte 961 deprem gerçekleşmiştir.

Tüm bu bilimsel veriler dikkate alınarak Belediye Binamızın halihazır durumunu incelediğimizde;

İzmir Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binasının bulunduğu alan deniz kenarında yer almakta ve önünde dolgu zemin bulunmaktadır. Dolayısıyla Belediye binasının depremden en az şekilde etkilenebilmesi için binanın depreme dayanıklılığa en etkili yöntemler kullanılarak inşa edilmiş olması gerekmektedir. 2006 yılında Belediyemiz Dokuz Eylül Üniversitesi ile ortaklaşa bir çalışma yürüterek mevcut hizmet binamızın durumuyla ilgili bazı raporlar hazırlatılmıştır. Bu raporlarda binanın çürük olduğu, can ve mal güvenliği açısından riskler barındırdığı bilimsel verilerle kanıtlanmıştır.

12.06.2017 tarihinde gerçekleşen 6.2 büyüklüğünde depremde ve 28.01.2020 tarihinde gerçekleşen 5.1 büyüklüğünde depremde Belediyemiz Ana Hizmet Binasında çalışan personeller olarak büyük endişe duyduğumuz ortada olup sonrasında çalışma hayatımıza aynı endişe ile devam ettiğimizin bilinmesini isteriz. Binamızın konumu ve yapısal özellikleri gereği depremi olan şiddetinden daha büyük hissetmekteyiz. Bu durum yaşanılan panik ve korkuyu arttırmaktadır. Deprem anında bulunulan yerin terk edilmemesi esas olmakla birlikte, deprem esnasında çalışanlar can havliyle binayı tahliye etmekte, dışarıda biraz bekledikten sonra ne yazık ki tekrar aynı çalışma yerlerine dönmek mecburiyetinde kalmaktadırlar. Odaların dört tarafının cam olması sebebiyle doğacak risk de artmaktadır. Ayrıca, depremden sonraki günlerde de en ufak bir rüzgar ya da esintide oluşan sesler deprem anını çağrıştırdığından aynı korku ve panik yaşanmaktadır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. maddesinde, işverenin işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinden uygunsuz olanların giderilmesini sağlamak, risk değerlendirmesi yapmak yükümlülüğünün bulunduğu; 5. maddesinde, bu yükümlülükler yerine getirilirken uyacağı risklerden korunma ilkelerinin düzenlendiği, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, risklerden kaçınmak, tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek gibi ilkeler ile bağlı olduğu düzenlenmiştir.

Bu kapsamda, İzmir'in birinci derece deprem bölgesinde kalması, İzmir'de meydana gelecek 6.5 ve üzeri büyüklükteki depremlerde sahil şeridinde yer alan binaların ciddi hasar göreceğine yönelik bilimsel tespitlerin bulunması, Belediyemiz Ana Hizmet Binası ile ilgili alınan bilimsel rapor verileri, 6331 sayılı Kanun ve ilgili mevzuattan kaynaklanan işveren yükümlülükleri ve depremin İdare için beklenmeyen hal olmadığı gerçeği dikkate alındığında yaşanacak bir deprem felaketinde en az 1500 çalışanın yüksek derecede ölüm riskinin bulunduğu, çalışanların ailelerinin ve o esnada binada bulunan vatandaşların da bu durumdan doğrudan etkileneceği tartışmasız bir gerçektir.

Sayın Başkanımızın da bu husustaki hassasiyetini birçok kez dile getirmiş olmasına istinaden, Deprem Yönetmeliğine uygun inşa edilmiş yeni bir binaya taşınmamız konusunda gerekli çalışmaların ivedilikle yapılması, yapılan çalışmalarla ilgili olarak tarafımıza bilgi verilmesi saygılarımızla arz ve talep olunur.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.