AHMET KURTULUŞ CİNAYETİ İÇİN AVUKATLARI CUMHURBAŞKANI’NA VE ADALET BAKANI’NA MEKTUP YAZDILAR…

Ev Hapsindeyken 5 yaşındaki çocuğunun gözlerinin önünde öldüren FETÖ sanığı Ahmet Kurtuluş’un cep telefonundaki bütün bilgiler adliyede silindiği öne sürüldü.

AHMET KURTULUŞ CİNAYETİ İÇİN AVUKATLARI CUMHURBAŞKANI’NA VE ADALET BAKANI’NA MEKTUP YAZDILAR…
03 Ocak 2020 Cuma 22:44

AK Parti İzmir eski İl Başkan yardımcısı, FETO sanığı ünlü iş adamı Ahmet Kurtuluş’un ev hapsinde olduğu sırada 5 yaşındaki çocuğunun gözlerinin önünde öldürülmeden önce bütün telefon kayıtları silinmiş.

Adli bilirkişi hazırladığı raporda, Kurtuluş’un telefonunda “iletişimi içerir arama, aranma ve mesaj kayıtlarının bulunmadığını” iddia etmişti.

CUMHURBAŞKANI’NA, ADALET BAKANI’NA VE BAŞSAVCI’YA MEKTUP

Öldürülen Ahmet Kurtuluş’un avukatları Özgür Senger, Deniz Yiğitceoğlu ve Sibel İsa açık bir mektup kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre’ye gönderilen mektupta “Bu örgütü deşifre ediniz; bu örgütü teşhir ediniz; bu örgütü yargı önüne çıkartınız. Bu talep, gözlerinin önünde babası katledilen küçük Ceyhun’un talebidir” çağrısında bulundu.

İşte o mektuptan çarpıcı bölümler:

“Ahmet Kurtuluş’un ifadeleriyle başlayan bir suç örgütü soruşturması mevcuttu. Bu suç örgütünün başlıca faaliyetinin de, kamuoyunun FETÖ Borsası olarak bildiği, zengin FETÖ’cülerin, adli makamların da ayarlanılarak beraat ve takipsizlik kararlarıyla aklanması veya bu yolla kişilerin dolandırılması, kişilere irtikap yapılması gibi eylemler olduğu iddiaları mevcuttu ve bu hususu ilk aydınlatan Ahmet Kurtuluş’tu. Ancak öğrenilmiştir ki, Ahmet Kurtuluş cinayetinden sonra, ortada bir örgüt olmadığından bahisle suç örgütü soruşturması kapatılmış, anılan bazı suçlarla ilgili, basit adli olaylarmış gibi haklarında dava açılmıştır. Yine tarafımızdan haricen öğrenildiği kadarıyla, bu dava da İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmektedir.


 

Ahmet Kurtuluş’un elektronik kelepçesine hakkaniyete aykırı şekilde çıkarttırmadığından ve adres değişikliği talebini keyfi olarak yanıtlamadığından bahisle suç duyurusunda bulunduğumuz İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Ahmet Kurtuluş’un cinayeti davasının görüleceği ve Ahmet Kurtuluş’un ifadesi sebebiyle açılmış soruşturmaların davalarının görüleceği gibi bir gerçek ile karşı karşıyayız. Bu durumda sormamız gerekiyor; bu olgu hukuki güvenliğin tehlikeye sokulması değil midir? Bu olgu, doğal hakim ilkesinin çiğnenmesi değil midir? Bu mahkeme heyeti ile ilgili, HSK tarafından henüz soruşturma yapılması veya yapılmaması yönünde izin dahi verilmemişken, muhtemelen tesadüf(!) eseri bu mahkemeye tevzi edilmesi, bu durum karşısında mahkeme heyetinin de ısrar ve defaatle çekilmeyerek bu davalara bakması, hukukun çiğnenmesi değil midir?

Ahmet Kurtuluş’a kurşun sıkan örgüt, aslında yalnızca Ahmet Kurtuluş’a fiziksel bir saldırı gerçekleştirmedi. Bu örgüte karşı tavır alan herkeseydi sıkılan kurşun. Ancak, yargı ve adli kolluk, bu kurşunu sıktıran gerçek eli maalesef ki araştırmamaktadır. Evet, Ahmet Kurtuluş cinayeti, 30 Mayıs 2019’da işlenmiştir; ama vicdanlarımıza yönelik cinayet eylemi halen devam etmektedir. Katiller ve katillerin azmettiricisi olan örgütün üstüne gidilmemekte, gidenlerin önü kesilmekte, bu vakalar hiç olmamış gibi yapılmakta, Ahmet Kurtuluş katledilmemiş gibi, Ahmet Kurtuluş’un ifadesinde belirttiği kişi ve kurumlar, hiç suç işlememiş gibi davranılmaktadır.

Vicdanlarımız kanamaktadır; çünkü bu örgüt, halen İzmir Adliyesi’nin içindeki delil ve dosyalara, Emniyet binalarının içindeki delil ve dosyalara müdahale edebilmektedir. Ahmet Kurtuluş’un ve katilinin telefonları, adli emanette veya emniyet incelemesinde silinerek, eklemeler yapılarak suçun delilleri yok edilmekte, soruşturma farklı ve yanlış mecralara taşınarak suçu işleyen örgütün ömrüne ömür katılmak istenmektedir. O kirli ellerin sahibini şu an için göremiyoruz; ancak ipinin ucundan yakaladık ve adaletin önüne çıkarmak için sizlere bu ipin ucunu teslim ediyoruz. Bu örgütün ortaya çıkarılmasında en başta sizlere, kamuoyuna ve adli makamlara sonuna kadar güveniyoruz.

Bu örgütü deşifre ediniz; bu örgütü teşhir ediniz; bu örgütü yargı önüne çıkartınız.

Bu talep, yalnızca biz Ahmet Kurtuluş’un avukatlarının talebi değildir.

Bu talep, gözlerinin önünde babası katledilen küçük Ceyhun’un talebidir.

Bu talep, babaları, eşleri, kardeşleri, dayıları, amcaları, akrabaları ellerinden alınan Kurtuluş ailesinin talebidir. Bu talep arkadaşlarının, dostlarının, sevenlerinin talebidir.

Bu talep, adalet için adliyelere güvenen milyonlarca insanın talebidir.

Bu örgütün yargı önüne çıkarılması için elimizden geleni yapıyoruz ve yapmaya da hazırız. Sizden desteklerinizi, yardımlarını bekliyoruz.

En içten saygılarımızla.”

Ne demişti Hasan Hüseyin:

“Kör olasın demiyorum, kör olma da gör beni!”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.