HALİT TUNÇ YAZDI... BEN SAVAŞLARDAN KORKARIM

İbn-i Haldun bugün yaşasaydı… Güney Kore’de kişi başına gelirin 30.000 dolar, Kuzey Kore’de 1,000 dolar olmasını nasıl ‘coğrafi kader ‘olarak yorumlayacaktı?. Çünkü birisi demokrasiyle yönetiliyor, gelirlerini teknolojiye, bilime yatırıyor. Diğeri diktatörlükle idare ediliyor, gelirlerini silaha harcıyor. Coğrafyaları aynı, kaderleri ayrı. Onlarca ülke, onlarca örnek verilebilir.

HALİT TUNÇ YAZDI... BEN SAVAŞLARDAN KORKARIM
13 Ocak 2020 Pazartesi 14:02

Savaş çığlıklarının bütün benliğimizi kuşattığı 1989 yılında bir oğlum oldu.

Adını BARIŞ koymuştum. Çünkü savaşlardan korkuyordum.

Tanığı olduğum, haberlerini yaptığım, fotoğraflarını çektiğim bütün savaşlarda; kadınların, çocukların, yaşlıların yoksulların öldüğünü görmüştüm.

Çünkü savaşlar önce en zayıf, en korunaksız en çaresiz olanları vuruyordu.

Çünkü bütün savaşların zenginler tarafından çıkartıldığını, yoksulların ise öldüğünü biliyordum.

Belki o yüzdendir; savaşlarla siyasal ya da duygusal ortaklığım olmadı. Yaşadığımız coğrafyanın siyasi iklimine inat savaş için kimseyi motive etmedim.

İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözüne kısa bir süreliğine teslim olmuştum. Bunun doğru olmadığını 30 yaşımı geçtikten sonra ancak öğrenebilmiştim.

Yoksulluk, savaş, göç, acılar, terör ve coğrafya asla ‘kaderimiz ‘değildir.

İbn-i Haldun bugün yaşasaydı… Güney Kore’de kişi başına gelirin 30.000 dolar, Kuzey Kore’de 1,000 dolar olmasını nasıl ‘coğrafi kader ‘olarak yorumlayacaktı?

Çünkü birisi demokrasiyle yönetiliyor, gelirlerini teknolojiye, bilime yatırıyor. Diğeri diktatörlükle idare ediliyor, gelirlerini silaha harcıyor. Coğrafyaları aynı, kaderleri ayrı. Onlarca ülke, onlarca örnek verilebilir.

Güvenlik odaklı rejimlerin tamamında durum aynı.

Siz hiç barışı savunan, ona düşkün emperyalist devlet gördünüz mü?

Ben görmedim.

Bildiğim bir şey var…

Osmanlı’nın yıkılmasından sonra, silah üreticisi firmaların ‘BEREKETLİ PAZARI’ olan coğrafyamızda milliyetçilik, etnik farklılıklar, dinsel-mezhepsel gerekçeler üzerinde üretilen, beslenen, geliştirilen savaşlarda 60 milyon insan öldü ve bunun yüzde doksanı Müslüman ülkelere ait.

Sosyal medya hesaplarından ‘milliyetçilik adı altında’ ırkçılık, şovenizm, ayrımcılık yapanlar, önlerine gelene saldıranların bence son 100 yıllık Ortadoğu tarihini okumaları ve iki kez düşünmeleri gerekiyor.

Suriye, İran -Irak, Sudan-Darfur, Arap-İsrail, Tibet-Çin, Çeçenistan-Rusya, Afganistan- Sovyetler savaşları ile Sudan, Kolombiya, Ruanda, Kongo, Cezayir, Vietnam, Keşmir, Kamboçya, Suriye, Irak, Libya, Afganistan, Nikaragua, Lübnan, Doğu Türkistan, Afganistan, Bosna-Hersek, Kosova ve diğerlerinin iç çatışmalarında ölen 60 milyon insanın çok büyük çoğunluğu yine kadın, çocuk, yaşlı ve göç etme/kaçma, korunabilme kabiliyeti olmayan yoksullardan oluşuyor.

15 Mart 2011'de Suriye’nin Dera Kentinde bir grup üniversiteli gencin okul duvarına, Beşşar Esed'e hitaben, "Ey doktor (Beşşar Esed) şimdi sıra sende" yazdıklarında yüzbinlerce vatandaşlarının öleceğini asla öngörmemişlerdi. 5,5 milyon kişi ülkesinden, topraklarından kopacağını hesaba katmamışlardı.

Sadece Türkiye’ye 4 milyon dolayında Suriyeli sığındı.

Ben savaşlardan korkarım…

Çünkü savaşlar rakamlardan, ele geçirilmiş topraklardan ibaret değil.

Savaşlar bittiğinde, iktidarlar değiştiğinde, acıları başlar.

Babasını yitirmiş çocukların, evlatlarını yitirmiş annenlerin sessiz çığlıklarına, tarifsiz acılarına hiçbir güç, iktidar merhem olmaz.

Savaşlar; sadece ekonomik anlamda birer yıkım değildir. Sosyolojik anlamda yaşanan yıkımın enkazını kaldırabilmek bazen yüz yılları bulabiliyor.

Sevgiyle, hoşgörüyle kalın.

Saygılarımla


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.