Benim Oyum Zeybekci’ ye Peki Neden?


Halit TUNÇ

Halit TUNÇ

10 Şubat 2019, 01:03

Mesleğim ve merakımdan olmalı ki birçok ülke, kıta, şehir dolaştım.

Türkiye’deki 81 ilinin sanırım 60’ına gitmişimdir.

Henüz 25 yaşımdayken Amerika’da 5 farklı eyalette kaldım. İzmir’in EXPO 2020 adaylığı sürecinde Basın Danışmanı olduğum için farklı ülkeleri, kıtaları görme, gezme, kentlerin yaşam kalitesini, yerel yönetimlerini gözlemleme fırsatım oldu. Bu gezilerin bazılarında yine dönemin İZMİR EXPO 2015 Genel Sekreteri CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’ de vardı.

Her kent;  kendi öz değerleriyle, mimarisiyle, sosyal, kültürel ve tarihi dokusuyla bulunduğu coğrafyanın iklimyle  bir farkındalık üretir. Şehirleri kıyaslamayı “İstanbul’da Ankara’da Bursa’da, Eskişehir’de bu var, şunlar yapılmış, İzmir’de neden yoktur” demem.

Kentlerin dinamikleri çoğu zaman küresel kültürün ‘postmodernizm’ yaşam biçiminin etkisinde kalsa da dokusunu, kokusunu, yapısını, kimliğini korumakta duyarlıdır. Buda olması gerekendir. Eğer o değerler erozyona uğruyorsa yerel yönetimler soyolojik anlamda  önlemini alır.

İzmir’e gelince;

İdeolojik kuşatmanın, ya da dayatmanın ağır etkisi ve ‘yaşam tarzıma müdahale edilecek” korkusuyla ne geçmiş korunabiliyor ne de gelecek kurgulanabiliyor. Çeyrek asırdır dar bir alanda sıkışıp kaldık.

Sadece ideolojik sloganlarla, korkularla, kaygılarla yönetilen İzmir; yıllardır yerinde patinaj yapıyor.

Fuarcılık dışında İzmir’in yazılacak kaç başarı hikayesi var?

Yerel yönetimlerin öngörüsüzlüğü yüzünden ‘dünya kentleriyle rekabeti’ artık ağzımıza bile alamıyoruz. Yakın komşu şehirlerin dahi çok gerisinde kaldık.

4,5 milyon nüfuslu bir ilin yüzde 60’a yakını gecekondularda ve sağlıksız konutlarda yaşamını sürdürüyor. Çöp dağları arasında, çevresinde binlerce insanın özellikle yaz aylarında yaşadığı sıkıntı bugünün Türkiye’sine hiç yakışıyor mu?

Sadece çöp dağları ve gece kondular mı sorun olan?

İzmir hangi potansiyelini değerlendirebilmiş?

Tarihini mi, turizmini mi, denizini mi, üniversiteler kenti olma potansiyelini mi, liman mı, genç ve yetişmiş insan gücünü mü?

Listeye onlarca başlık ekleyebiliriz.

Binalı Yıldırım’ın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı büyük değişim için tarihi bir fırsattı. FETO kumpası yüzünden o süreç bloke edildi.

Şimdi ise İzmir’in önünde 2 tercih var;

Ya ‘yavaş şehir’ deyip. Anadolu’daki herhangi bir kentin çok gerisinde UYUYAN ŞEHİR olacak.

Ya da “büyük değişim” için Nihat Zeybekci’ ye Ak Parti belediyeciliğine sadece 5 yıllığına bir fırsat verecek.

Nihat Zeybekci’nın ‘yapacağım’ dediği. Yapacağına kesinlikle inandığım bütün projeleri okumakla kalmadım. Bu kentin geleceği adına yıllardır kafa yoran, araştırmalar yapan bir akademisyen grubumuz var. Yıllardır sessiz, sedasız, siyasetin çok dışına çalışırlar, araştırmalar yaparlar. Onlarla da bütün bir gece boyu sunum sonrası Zeybekci ekibince hazırlanan projeleri tartıştık.

Uygulanabilirliği zayıf, bütçesi imkânsız, karşılığı olmayan, heyecandan yoksun tartışmalı tek proje yoktu.

Tamamı İzmir için acilen gerekli on numara projelerdir.

“İzmir bunu hak ediyor” diyenlerdenim.

Şimdiden ilan ediyorum.

Çocuklarımın geleceği için

Benim oyum Nihat Zeybekci’yedir.

Selam ve saygılarımla

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.